First Day of Spring

20 Şub 2009 · Kategori: Ders Notları · Yorum 

first day of spring, “bahar mevsiminin ilk günü” demektir.

Türkiye’deki yanardağlar

16 Ara 2008 · Kategori: Kitap Özetleri · Yorum 

* Ağrı Dağı
* Divlit Yanardağı
* Erciyes Dağı
* Hasandağı
* Kula Tepeleri
* Nemrut Dağı (Bitlis)
* Nurhak Dağı
* Tendurek
* Uludağ

Benim Adım Kırmızı - Orhan PAMUK

01 Ara 2008 · Kategori: Kitap Özetleri · Yorum 

Biraz geçmişe gidiyoruz. 1591 senesi, kış ayları, İstanbul. İki erkek çocuğu annesi güzeller güzeli Şeküre’nin kocası dört yıldır savaştan dönmemiştir. Çocukluk aşkı, yeğeni Kara ise aşkını açıkladığı için evden kovulmuş ve ancak on iki sene sonra İstanbul’a dönebilmiştir. Döner dönmez de hala çok sevdiği Şeküre ile evlenmenin yollarını arar.

Babası ve iki çocuğu ile birlikte kalan Şeküre’nin gönlü hem Kara’da hem de kocasının kardeşi Hasan’dadır. Şeküre’nin babası yani Kara’nın eniştesi Padişahın emri ile gizli bir kitap yaptırmaktadır. Kitabın gizli Avrupai usuller kullanarak resmetmekten gelir. Enişte Efendi Osmanlı sarayının ünlü nakkaşları Kelebek, Zeytin ve Leyleği kitabın nakışlarını yapmaları için görevlendirir. Tezhibi de Zarif efendi yapmaktadır. Koyu bir taassup içinde olan Erzurumlu Hoca Efendi ve taraftarları ise geleneklere ve dine aykırı bir şeyler çevrildiğini anlamıştır ve Zarif Efendi de bu düşüncededir. Her gece kahveye toplanan nakkaşlar ve hattatlar bir meddahın resimlerle anlattığı sivri dilli ve Erzurumlu Hoca karşıtı hikayelerle eğlenirler. Zarif Efendinin işlerine köstek olacağını anlayan nakkaşlardan biri Zarif Efendiyi öldürür. Romanın geriye kalan kısmı katilin bulunmaya çalışması, nakışta üslup ve imzanın yeri, doğru ve batının yeri üzerine kahramanların düşünceleri ile örülüdür. Böylece kitap bir çok eğlenceliği bir arada barındırmaktadır aslında.
Devamını Oku

Tüketici Hakları (Şiir)

10 Eki 2008 · Kategori: Ders Notları · 1 Yorum 

Her insan duymalıdır alın terine saygı
Tamamen kaldıralım tuzakları, fakları
Alış veriş yaparken, olmasın bizde kaygı
Her zaman korunmalı tüketici hakları.

Tazesinden yiyelim, tüketmeyelim bayat
Taze yiyen insanda uzun olur hep hayat
Fiyatlar normal olsun, el yakar yüksek fiyat
Her zaman korunmalı tüketici hakları.

Cemiyette çoğalsın vicdanlı olan kullar
Kul hakkı sakın yeme, geçiverir bak yıllar
Hatasız ve defosuz sağlam olmalı kullar
Her zaman korunmalı tüketici hakları.

Ayyaşlığa ilk adım şarap veya rakıdır
Ahlaklı olan esnaf, milletin yüzakıdır
Taze ve ucuz almak tüm kulların hakkıdır
Her zaman korunmalı tüketici hakları.

Kokmuş ve çürük malı ne satın al, ne de sat
Kimseyi kazıklama geçse eline fırsat
Alırken dikkatli ol, bazıları çok fesat
Her zaman korunmalı tüketici hakları.

Şükrü ÖKSÜZ

Define Adası Kitabının Özeti

09 Eki 2008 · Kategori: 100 Temel Eser (İlköğretim) · 1 Yorum 

Kitap Hakkında Bilgi:
Define Adası İskoçyalı yazar Robert Louis Stevenson’un yazdığı bir macera romanıdır. Ayrı bir kitap olarak 1883 senesinde çıkan bu yapıt, daha önce 1881-1882 yıllarında bir çocuk dergisinde diziler halinde yayınlanmıştır.

Tüm romanların belki de en çok işlenenidir. Tropikal adalar, x işaretli hazine haritaları ile tek gözü kör ve bantlı, bir eli kancalı, omuzunda papağanı ile belleğimizde canlandırdığımız korsan kavramları üzerinde Define Adasının büyük etkisi olmuştur.

Stevenson Define Adası’nı yazmaya başladığında 30 yaşındaydı, bu onun bir romancı olarak ilk başarısı olacaktı. İlk onbeş bölüm 1881′de İskoçya yaylalarında bulunan Braemar’da yazıldı.

Kitap Özeti:
Babam, annem ve ben İngiltere’nin batı sahillerinde, küçük bir kasabada, küçük bir hanı işletiyorduk. Ben, on on iki yaşlarıdayken, bir gün hana iri yarı, kir pas içinde, suratında yara izi olan, denizci birisi geldi. Hanımızı beğendiği için kalacağını, fazla yemek ve yer seçici olmadığın belirtti ve üç altını çıkartıp masanın üzerine avans olarak koydu.

Bir gün bana, dikkatli olup, bir ayağı tahta olan bir denizciyi gördüğümde, kendisine haber verirsem, ayda dört peni kazana­cağımı söyledi. Ben de kabul ettim. O günden sonra gözümü dört açtım.
Akşamlan içiyor, maceralarım anlatıyor, milleti kendisini dinlemesi için zorluyordu. Müşteriler ondan çekindikleri için seslerini çıkaramryorlardı ama her geçen gün de handan çekiliyor­lardı. Babam, “eyvah, bu gidişle iflas edeceğiz” diyordu. Aradan aylar geçmiş olmasına rağmen handan gitmeye niyeti yok gibiydi. Bir müddet sonra ne bana, ne de babama para vermez oldu. Gün geçtikçe borcu birikiyordu. Babamla sık sık tartışıyorlardı. Bir tartışma sırasında, babam kalp krizi geçirdi. Gelen doktor, aynı zamanda bölge polisi imiş. Kaptanın eli bıçaklı halini görünce, ona kızdı ve bir suç işlerse hapse tıkacağını belirtti. Ne hazin ki, birkaç gün sonra babam öldü.

Babam ölmeden birkaç gün Önce, bîr denizci gelip, “Bili bu­rada mı?” diye sordu. Tarifinden kaptanı aradığını anlamıştım. Bir müddet sonra, kaptan uzaktan görünce saklandı. Kaptan içeri girip oturduktan sonra, birden bire ortaya çıkıp, afallayan kapta­nın yanına gidip oturdu. Biraz sonra karşılıklı olarak bıçaklarını çektiler ve kapıştılar. Sonra, bizim kaptan diğerini önüne katıp kovaladı, ama biraz sonra da bayılıp yere düştü. Meğer, sara nö­beti geçiriyormuş. Babamı kontrole gelen doktor onu da muayene etti ve böyle içmeye devam ederse çok yakında öleceğini söyledi.

Bu arada da babam öldü.
Birkaç gün sonra, kör bir adam gelip, kaptanla görüştü. Git­tikten sonra, kaptan “bana altı saat süre tanıyorlar” dedi, ama birkaç dakika sonra da sarsıla sarsıla Öldü. Bu kısa süre içinde gördüğüm ikinci ölümdü.
Devamını Oku

Madam Bovary - Gustav Flaubert

26 Eyl 2008 · Kategori: 100 Temel Eser (Ortaöğretim), Kitap Özetleri · 2 Yorum 

KİTAP ÖZETİ:

Charles Bovary, orta halli bir ailenin oğludur. Annesi oğluna ne kadar düşkünse babası da o kadar ilgisizdir. Annesinin kendisine düşkünlüğü nedeniyle arkadaşlık ilişkilerinde zorluk çeker ve annesi onu sürekli yönlendirmektedir. Charles annesini baskısıyla tıp okur ve dul bir kadınla evlenir. Kısa bir süre sonra Charles’ın hasta karısı ölür. Bu arada Charles bir çiftlikte Rouault Baba’ya bakmaktadır. Bu çiftlikte tanıştığı Roualut Baba’nın kızı Emma ve Charles arasında bir yakınlaşma başlar ve evlenirler. Emma Bovary, zengin olma hayalleriyle yıllar geçtikçe

bunalıma girer. Charles karısı için çok üzülmektedir ve hava değişikliğinin iyi geleceğini düşünerekten Yonville’e taşınmaya karar verirler. Başta çok mutlu olan evlilikleri Emma Bovary’nin avunmaması nedeniyle gittikçe kötüleşir. Zengin olma hayalleri onu mutsuzluğa itmektedir.

Güzelliğinin yanında iyi bir eğitim alması ve terbiyesi ile çevresindekileri etkilemeye başlar. Genç ve yakışıklı Leon da bunların arasındadır,ama Madam Bovary’den beklediği karşılığı bulamaz ve böylece Yonville’i terk eder. Kısa bir süre sonra Emma, Rodolphe adlı bir adama aşık olur ve onunla ilişkiye girer. Rodolphe için her tür fedakarlığı göze alır ve o kadar çok para harcar ki, son olarak elinde sadece imzaladığı senetler kalmıştır. Bu ilişki Emma’ya zarar vermeye başlamıştır. Rodolphe Emma’yı terk eder ve Emma Bovary ciddi bir bunalıma girer. Charles karısını iyileştirmek için her türlü çareye başvurmuştur; fakat sonuç alamamıştır. Ödenmeyen senetler sonucunda evlerine haciz konur. Bu acılara dayanamayan Emma Bovary ilaç içerek intihar eder. Charles Bovary de karısının acısına dayanamaz ve kısa bir süre sonra o da ölür.


KARAKTERLER:

Emma Bovary : Romanın baş kahramanıdır. Romantik istekleri mantığının önüne geçmiş, güzel bir kadındır. Daima gözü yükseklerdedir. Elindeki ile yetinmeyi bilmeyen, doymayan bir kişiliğe sahiptir o nedenle hayatta hiçbir zaman mutlu olamamıştır.

Charles : Tembel bir kocadır. Hayatı boyunca hep annesinin istediklerini yapmaya mecbur kalmıştır. Çocukluk yıllarından kalma bu eziklik onu zayıf karakterli biri yapmıştır. Devamını Oku

Misak-ı Millî

23 Eyl 2008 · Kategori: Kitap Özetleri · Yorum 

29 Kânun-u Sânî 1336/ocak 1920

Aşağıya imzaları koyan Osmanlı Mebusan Meclisi azaları; devlet ve milletin istikbâlinin haklı ve devamlı bir sulhe kavuşabilmesi için kabul edebileceği fedakârlığın en ileri haddini gösteren aşağıdaki esaslara tamamiyle uyulmasının sağlanmasıyla mümkün olduğunu ve bu esaslar dışında sağlam bir Osmanlı saltanatı ve cemiyetinin vücudunun mümkün bulunmadığını kabul ve tasdik etmişlerdir.

Madde 1: Osmanlı devletinin sadece Arap çoğunluğunun oturdukları ve 30 Ekim 1918 tarihli mütarekenin imzası sırasında düşman ordularının işgali altında kalan kısımlarının mukadderatı, ahalinin serbestçe verecekleri reye uygun olarak tayin edilmek lâzım geleceğinden, adı geçen mütareke hududları içinde din, ırk ve soyca birlik olan, birbirine karşılıklı saygı ve fedakârlık hisleriyle dolu bulunan, an’ane ve içtima” hukukiyle yaşadıkları muhitin şartlarına tamamiyle uyan osmanlı ıslâm ekseriyetinin oturduğu kısımların hepsi, hakikaten ve hükmen, hiçbir sebeble ayrılık kabul etmez bir bütündür.

Madde 2: ahalisi ilk serbest kaldıkları zamanda âmme reyi ile anavatana katılmış olan “elviye-i selâs-e” (Kars, Ardahan, Batum) için, icab ettiği takdirde tekrar serbestçe âmme reyine müracaat edilmesini kabul ederiz.

Madde 3: Türkiye ile yapılacak sulhe bırakılan garb” Trakya’nın hukuk” vaziyetinin tesbiti de, halkının tam bir hürriyetle verecekleri reye göre yapılmalıdır.

Madde 4: İslâm hilafetinin merkezi ve saltanatın payitahtı ve Osmanlı hükümetinin merkezi olan İstanbul şehri ile marmara denizinin emniyeti her türlü ihlâlden korunmuş olmalıdır.
http://www.kitapozetleri.ajanhaber.com/
bu esas mahfuz kalmak kaydıyla akdeniz ve karadeniz boğazlarının umum ticaret ve münakalâta açılması hakkında bizimle diğer bütün alâkadar devletlerin ittifakla verecekleri karar muteberdir.

Madde 5: İ’tilaf devletleriyle hasımları ve bazı müşavirleri arasında da kararlaştırılan anlaşma esasları içinde ekalliyetlerin hukuku, civarda bulunan memleketlerdeki müslüman ahalinin de aynı hukuktan istifadeleri emniyetiyle tarafımızdan teyid ve temin edilecektir.

Madde 6: Millî ve iktisadî inkişafımız imkân dahiline girmek ve daha asrî, muntazam bir idare şeklinde işlerin yürütülmesine muvaffak olabilmek için, her devlet gibi bizim de inkişafımızın temininden istiklâl ve tam serbestliğe sahip olmamız, hayat bekamızın temel esasıdır. bu sebeble siyasî, adlî, mâlî inkişafımızı önleyen kayıtlara muhalifiz. gerçekleşecek borçlarımızın ödeme şartları da bu esaslara aykırı olmayacaktır.

Islahat Fermanı

23 Eyl 2008 · Kategori: Kitap Özetleri · Yorum 

1) Ülkede bulunan hıristiyan ve diğer gayri müslimlere, ecdadım tarafından daha önce verilen her türlü ayrıcalık ve bağışıklık aynen yürürlüktedir. Bunun için hıristiyan ve diğer gayri müslim toplumları özellikle Patrikhanelerde oluşturulacak meclislerce, fetihler babası İkinci Sultan Mehmet’in patrik ve piskoposlara lütfettikleri izinlerde dahil olmak üzere bu ayrıcalık (imtiyaz) ve bağışıklıklar (Muafiyet) yeniden gözden geçirilerek:

a) Patriklerin seçim usulleri, toplumların Bab-ı Ali ile anlaşmaları halinde tespit edilecek esaslar dahilinde yeniden yapılacak seçim sonunda Patriklik Beratı onaylanmak koşulu ile bu kişiler ömürboyu görevde kalabileceklerdir.

b) Rahiplere her ne ad altında olursa olsun; hediye, bahşiş verilemez ve alamaz ve gelir getirebilecek kaynaklar oluşturulamaz. Bunların yerine Patriklere ve toplum başlarına belirli gelir tahsis edilir ve diğer ruhbanlara derecelerine ve gördükleri işin taşıdığı öneme göre hakkaniyete uygun maaş verilecektir.

c) Hıristiyan ve sair gayri müslim toplumun taşınır ve taşınmaz mallar ile şehir kasaba ve nahiyelerde mevcud olup toplumlar tarafından görevlendirilmiş kişilerin veya topluluğun idarelerindeki binalar, okullar, hastaneler, mezarlık gibi yerler oldukları gibi korunacak, tamir ve ıslahlarına engel olunmayacak ve fakat yeniden yapılacaklar için yerel idarelerin onama ve onayı alınacaktır. Devamını Oku