Türkçe’nin Sırları – Nihat Sami Banarlı

31 Oca 2008 · Kategoriler: 100 Temel Eser (Ortaöğretim), Kitap Özetleri · Yorum 

Nihat Sami BANARLI’nın Türkçe’nin Sırları adlı eseri, Türk Dilinin güzelliklerini, inceliklerini ve ahengini ele aldığı yazılardan oluşmaktadır. Her biri ayrı bir başlık halinde toplam kırk üç ayrı çalışmadan meydana gelen eserdeki yazılar birbirini tamamlar nitelikte olup Türkçe’nin estetiğine dikkat çeken bir bütünlük meydana getirmiştir. Türk Dili üzerine uzun yıllar yaptığı araştırmalarını dilimizin ses, şekil ve mûsikisi arasındaki bağlantılarını ele alan bu eser ilk basımından zamanımıza kadar ilgiyle okunmaktadır.Aşağıda kitaba ait önemli noktaların özeti sunulmuştur…

Bir Dil Konferansı başlıklı yazıda; Nihat Sami Banarlı: Dilin millet için öneminden bahsederek zaman içinde kaynağını dışarıdan alan ideolojilerin milleti tahrip etmek için dili bozmaya yöneleceğine dair kaygılarını dile getirmektedir. Bir Türk dili sevdalısı olan Banarlı “Şu fâni dünya saadetleri içinde hiçbir şey aziz Türk çocuklarına Türk Dilini öğretmek kadar güzel hizmet değildir.” diyerek dilimizi öğretmenin önemine işaret ederek bu vazifenin yalnızca Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlere ait bir vazife olmadığına dikkat çeker, diğer öğretmenlerin ve anne babaların bu konuda sorumluluk almaları gerektiğini vurgular. Türk Dilindeki kelimelerdeki nağme güzelliğine dikkat çeken Banarlı, Türkçe’nin ideal bir şiir dil oluşundan da bahseder. Devamını oku

Cam ve Elmas

31 Oca 2008 · Kategoriler: Kitap Özetleri · Yorum 

Sadık Yalsızuçanlar Harakanlı bilge Ebu’l-Hasan’ın yaşamını çarpıcı bir dille anlattığı yeni kitabı Cam ve Elmas ile yeniden okuyucusuyla buluşuyor. Kars’taki Harakani dergâhında geçen olaylar, kente bir belgesel filmin çekimleri için giden ekipteki kameramanın gözünden daha doğrusu, kalbinden- anlatılıyor. İki epigraf ile açılıyor Cam ve Elmas; biri Ebu’l-Hasan Harakani’nin ta kendisinden: “Yeryüzünde yolculuk edenin ayağı; gökte yolculuk yapanın ise kalbi su toplar.”

Aynı Harakanlı’nın kendi hayatı gibi.

İkincisi ise Wittgenstein’dan. “Yüreğimin büklümleri hep birbirine yapışmaya çalışır, ben de yüreğimi açmak için büklümleri hep yeniden çekip koparmak zorunda kalırım.”
Devamını oku

Şevket Süreyya Aydemir

29 Oca 2008 · Kategoriler: Biyografi · Yorum 

Yazar Şevket Süreyya Aydemir 25 Mart 1976’da Ankara’da öldü. Aydemir, başta kendi yaşamını anlattığı Suyu Arayan Adam (1959) olmak üzere, Atatürk ve İnönü dönemlerini incelediği Tek Adam (1963-1965, 3 cilt) ve İkinci Adam (1966-1968, 3 cilt) adlı kitaplarıyla tanınıyordu. 1897’de Edirne’de doğan Aydemir Edirne Muallim Mektebi’nde okurken Turancı görüşleri benimsedi. 1915’te gönüllü olarak katıldığı I. Dünya Savaşı’nda, Kafkas cephesinde yaralandı. Azerbaycan, Dağıstan ve Gürcistan’da öğretmenlik yaptığı sırada Marksizmi benimsedi. Daha sonra Türkiye Komünist Partisi’ne giren Aydemir, Bakü’de toplanan Doğu Halkları Kongresi’ne katıldı. Moskova Üniversitesi’nde iktisat öğrenimini görerek Türkiye’ye döndü ve Aydınlık dergisinde yazılar yazdı. 1925’te bu dergi kapatılınca yazılarından dolayı Ankara İstiklal Mahkemesi’nde yargılandı ve 10 yıl hapse mahkum oldu. Ancak, bir buçuk yıl sonra aftan yararlanarak hapisten çıktı. 1927’de yeniden tutuklandı, yargılanarak beraat etti. Devamını oku

Havaya Uçan At

29 Oca 2008 · Kategoriler: 100 Temel Eser (İlköğretim), Kitap Özetleri · Yorum 

Binbir gece masallarının anlatılıdığı şark gecelerinin sihirli dünyasına ışınlanmak istiyor musunuz? Bu kitap ile sihirli dünyalar elinizin altında…

Peyami Safa

Peyami Safa, 1899′da İstanbul’da doğmuş bir yazarımızdır. Büyükler için yazdığı romanları vardır. 1914 ve 1918 yılları arasında öğretmenlik, 1918 ve 1961 yılları arasında gazetecilik yapmıştır. Çeşitli gazete ve dergilerde yazılar yayımladı. Halk için yazdığı romanlarda Server Bedii takma adını kullandı. Bu isimle 80?in üzerinde roman yazdı. Polisiye ve macera romanları da yazdı. Cingöz Recai polis hikâyeleri dizisi yayınlandığı dönemde çok ünlü oldu. İnandırıcı bir üslupla fıkra ve makaleler yazdı. Romanlarında olaydan çok tahlillere önem verdi. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu romanı hasta bir gencin psikolojik durumunu yansıtır.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın, ilköğretim öğrencilerine tavsiye ettiği 100 Temel Eser içerisinde Havaya Uçan At eseriyle girdi.

Eylül – Mehmet RAUF

29 Oca 2008 · Kategoriler: Kitap Özetleri · Yorum 

KİTABIN ADI : EYLÜL
KİTABIN YAZARI : MEHMET RAUF
YAYIN EVİ : HİLMİ KİTABEVİ
BASIM YILI : 1946

Kitabın Konusu

Süreyya ve onun karısı Suat ve akrabaları olan Necip Bey ile aralarında geçen olayları anlatmaktadır.

Kitabın Özeti

Süreyya ve karısı Suat’ la birlikte babasının evinde oturmaktadır. Ama bu halden memnun değildirler. Babası hem yaşlı, hem dediği dediktir. Onun yüzünden her yaz bir tane taş ocağına benzeyen köye gelirler ve orada sıkıntıdan patlarlar. Suat bu arada başka olaylardan da sıkılmaktadır. Suat’ ın kardeşi Hacer akrabası olan Necip Bey’ le gönül eğlendirmektedir. Hacer evli ve eşi de onun için herşeyini verecek nitelikte bir eştir. Daha sonraları Suat ile Süreyya birlikte mutlu bir şekilde yaşayabilmenin yolunu aramışlar ve bulmuşlardır. Suat Hanım gizlice babasından para isteyip eşi için bir yalı kiralar. Kocası bu duruma çok sevinir.

Necip de hem dostarı hemde akrabaları olarak Suat ve Süreyya’ nın yanına gelir. Süreyya için yelkenle gezmek ve balık tutmak vazgeçilmez bir zevktir. Süreyya bu alışkanlıklarını sürdürürken Suat da Necip’le birlikte piyano çalmaktadır.
Devamını oku

Melekler ve Şeytanlar – Dan Brown

27 Oca 2008 · Kategoriler: Kitap Özetleri · Yorum 

Yazarı: Dan Brown
Yayınevi: Altın Kitaplar
Basım Yılı: 2004
574 sayfa
Roman / Amerikan Edebiyatı

Harward Üniversitesinde çalışan simge bilim profesörü Robert Langdon, merkezi İsviçre’de bulunan Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN)’nden bir çağrı alır. Merkezde çalışan ünlü fizikçi Leonardo Vetra öldürülmüştür ve göğsüne anlaşılmaz bir yazı dağlanmıştır. CERN Direktörü Maximilian Kohler, olayı çözmek için Langdon’dan yardım ister. Ünlü fizikçi Vetra’nın göğsündeki yazı, çok eski zamanlarda kurulmuş ama artık faaliyette olmayan gizli bir kardeşlik tarikatına “İlluminati”ye ait bir semboldür. İlluminati genellikle bilim adamlarından oluşan ve kiliseye karşı savaş açmış bir cemiyettir. Üyelerinin bir çoğu da kilise tarafından öldürülmüştür. Bu durum Langdon’un kafasını karıştırmaktadır. Çünkü İlluminati yüzyıllar önce yok olmuştur ve bir bilim adamını öldürmesi hiç de mantıklı değildir. Babasının öldürüldüğünü haber alan bilim adamının kızı Victoria Vetra da derhal merkeze gelir. Ancak ortada bilim adamının öldürülmesinden daha korkunç bir durum vardır. Öldürülen fizikçi Leonardo Vetra tarafından bulunan ilk karşı madde zerrecikleri çalınmıştır. Karşı madde son derece kararsız, havayla bile temas ettiğinde patlayabilecek ve bir gramlık miktarının patlamasında bile Hiroşima’ya atılan atom bombasının 20 kiloton büyüklüğünde yıkıntıya yol açabilecek enerji içermektedir.

Devamını oku

Kaşgarlı Mahmud

27 Oca 2008 · Kategoriler: Biyografi · Yorum 

Dîvânü Lugati’t-Türk isimli, dünyaca bilinen eserin yazarıdır. Tam adı: Mahmud bin Hüseyin bin Muhammed’dir. Türk dilinin, Türk milliyetçiliğinin en büyük sözcüsü Kaşgâr’da doğdu. Babasının adı Hüseyin’dir. İlk Türk – İslâm devletini kuran Karahanlılar soyundandır. Pek çok Türkçe eserde, hangi tarihte, nerede öldüğünün bilinmediği iddia edilse de türbesi Doğu Türkistan’ın Kaşgâr şehrindedir.

Mahmud, 1008′de dünyaya gelmiştir. Saciye ve Hamidiye Medreseleri’nde tahsil gördükten sonra kendisini Türk dili tetkikatına vakfetmiştir. Bu amaçla Orta Asya’yı boydan boya kat ederek Anadolu’ya oradan da Bağdat’a gitmiş, 1072 – 1073 yılları arasında hazırladığı meşhur kitabını Abbasi halifesine armağan etmiştir. Kitabın asıl nüshası bu gün Ayasofya Müzesi’nde muhafaza edilmektedir. Kitabın Uygurca çevirisi ancak 1978′de yapılabilmiştir.
Devamını oku

İhanet Noktası – Dan Brown

26 Oca 2008 · Kategoriler: Kitap Özetleri · Yorum 

Yazarı: Dan Brown
Yayınevi: Altın Kitaplar
Basım Yılı: 2005
Roman / Amerikan Edebiyatı
511 sayfa

ABD başkan adaylarından olan Senatör Sexton ile kızı Rachel Sexton bir restoranda buluşurlar. Rachel Sexton ve babasının ilişkileri çok iyi değildir, hatta birbirlerini pek sevmezler. Senatör eşini aldatmış ve eşinden ayrılmıştır. Rachel, ABD Başkanına bağlı bir istihbarat teşkilatında başkan adına çalışıyordu. Senatör kızından bu görevini bırakmasını istiyordu. Çünkü kızının rakibi adına çalışması seçim kampanyası için olumsuz bir durum teşkil ediyordu. Zaten babasını pek sevmeyen Rachel ise teklifi geri çevirdi. Görüşme sırasında Rachel’in çağrı cihazına acil bir not geldi. Not çalıştığı Ulusal Keşif Ofisi (UKO)’nden gelmişti. Rachel’in ofisteki görevi, ofise gelen istihbarat bilgilerini değerlendirerek başkan için özetler oluşturmaktı. Babasına bir mazeret uydurarak ofisin yolunu tuttu.

Rachel’in çağrı cihazına düşen acil not UKO direktörü William Pickering tarafından gönderilmişti. Direktör Rachel’e başkan tarafından acil olarak çağrıldığını söyledi. Rachel’i başkanla görüşmesine götürmek üzere bir helikopter hazır bekliyordu. Beyaz Saray’ın UKO binasına çok yakın olmasına rağmen yolculuk için bir helikopter seçilmesi Rachel’i çok şaşırttı. Fakat helikopter Beyaz Saray’a değil, eski bir NASA fırlatma üssü olan Wallops Adasına gidiyordu. Rachel, başkanın babasının seçim kampanyası ile ilgili olarak görüşeceğini tahmin ediyordu. Zaten Pickering de böyle olabileceğini söylemişti. Eğer başkanın gerçekten böyle bir niyeti varsa hiç düşünmeden reddedecekti. Başkan’ın görüşme için burayı seçmesi Rachel’i yine şaşırtmıştı. Başkan ve Rachel Sexton, başkanın Hava Kuvvetleri Bir uçağında görüştüler.
Devamını oku

Sonraki sayfa »