Madam Bovary – Gustav Flaubert

26 Eyl 2008 · Kategoriler: 100 Temel Eser (Ortaöğretim), Kitap Özetleri · 10 Yorum 

KİTAP ÖZETİ:

Charles Bovary, orta halli bir ailenin oğludur. Annesi oğluna ne kadar düşkünse babası da o kadar ilgisizdir. Annesinin kendisine düşkünlüğü nedeniyle arkadaşlık ilişkilerinde zorluk çeker ve annesi onu sürekli yönlendirmektedir. Charles annesini baskısıyla tıp okur ve dul bir kadınla evlenir. Kısa bir süre sonra Charles’ın hasta karısı ölür. Bu arada Charles bir çiftlikte Rouault Baba’ya bakmaktadır. Bu çiftlikte tanıştığı Roualut Baba’nın kızı Emma ve Charles arasında bir yakınlaşma başlar ve evlenirler. Emma Bovary, zengin olma hayalleriyle yıllar geçtikçe

bunalıma girer. Charles karısı için çok üzülmektedir ve hava değişikliğinin iyi geleceğini düşünerekten Yonville’e taşınmaya karar verirler. Başta çok mutlu olan evlilikleri Emma Bovary’nin avunmaması nedeniyle gittikçe kötüleşir. Zengin olma hayalleri onu mutsuzluğa itmektedir.

Güzelliğinin yanında iyi bir eğitim alması ve terbiyesi ile çevresindekileri etkilemeye başlar. Genç ve yakışıklı Leon da bunların arasındadır,ama Madam Bovary’den beklediği karşılığı bulamaz ve böylece Yonville’i terk eder. Kısa bir süre sonra Emma, Rodolphe adlı bir adama aşık olur ve onunla ilişkiye girer. Rodolphe için her tür fedakarlığı göze alır ve o kadar çok para harcar ki, son olarak elinde sadece imzaladığı senetler kalmıştır. Bu ilişki Emma’ya zarar vermeye başlamıştır. Rodolphe Emma’yı terk eder ve Emma Bovary ciddi bir bunalıma girer. Charles karısını iyileştirmek için her türlü çareye başvurmuştur; fakat sonuç alamamıştır. Ödenmeyen senetler sonucunda evlerine haciz konur. Bu acılara dayanamayan Emma Bovary ilaç içerek intihar eder. Charles Bovary de karısının acısına dayanamaz ve kısa bir süre sonra o da ölür.


KARAKTERLER:

Emma Bovary : Romanın baş kahramanıdır. Romantik istekleri mantığının önüne geçmiş, güzel bir kadındır. Daima gözü yükseklerdedir. Elindeki ile yetinmeyi bilmeyen, doymayan bir kişiliğe sahiptir o nedenle hayatta hiçbir zaman mutlu olamamıştır.

Charles : Tembel bir kocadır. Hayatı boyunca hep annesinin istediklerini yapmaya mecbur kalmıştır. Çocukluk yıllarından kalma bu eziklik onu zayıf karakterli biri yapmıştır. Devamını oku

Misak-ı Millî

23 Eyl 2008 · Kategoriler: Kitap Özetleri · Yorum 

29 Kânun-u Sânî 1336/ocak 1920

Aşağıya imzaları koyan Osmanlı Mebusan Meclisi azaları; devlet ve milletin istikbâlinin haklı ve devamlı bir sulhe kavuşabilmesi için kabul edebileceği fedakârlığın en ileri haddini gösteren aşağıdaki esaslara tamamiyle uyulmasının sağlanmasıyla mümkün olduğunu ve bu esaslar dışında sağlam bir Osmanlı saltanatı ve cemiyetinin vücudunun mümkün bulunmadığını kabul ve tasdik etmişlerdir.

Madde 1: Osmanlı devletinin sadece Arap çoğunluğunun oturdukları ve 30 Ekim 1918 tarihli mütarekenin imzası sırasında düşman ordularının işgali altında kalan kısımlarının mukadderatı, ahalinin serbestçe verecekleri reye uygun olarak tayin edilmek lâzım geleceğinden, adı geçen mütareke hududları içinde din, ırk ve soyca birlik olan, birbirine karşılıklı saygı ve fedakârlık hisleriyle dolu bulunan, an’ane ve içtima” hukukiyle yaşadıkları muhitin şartlarına tamamiyle uyan osmanlı ıslâm ekseriyetinin oturduğu kısımların hepsi, hakikaten ve hükmen, hiçbir sebeble ayrılık kabul etmez bir bütündür.

Madde 2: ahalisi ilk serbest kaldıkları zamanda âmme reyi ile anavatana katılmış olan “elviye-i selâs-e” (Kars, Ardahan, Batum) için, icab ettiği takdirde tekrar serbestçe âmme reyine müracaat edilmesini kabul ederiz.

Madde 3: Türkiye ile yapılacak sulhe bırakılan garb” Trakya’nın hukuk” vaziyetinin tesbiti de, halkının tam bir hürriyetle verecekleri reye göre yapılmalıdır.

Madde 4: İslâm hilafetinin merkezi ve saltanatın payitahtı ve Osmanlı hükümetinin merkezi olan İstanbul şehri ile marmara denizinin emniyeti her türlü ihlâlden korunmuş olmalıdır.
http://www.kitapozetleri.ajanhaber.com/
bu esas mahfuz kalmak kaydıyla akdeniz ve karadeniz boğazlarının umum ticaret ve münakalâta açılması hakkında bizimle diğer bütün alâkadar devletlerin ittifakla verecekleri karar muteberdir.

Madde 5: İ’tilaf devletleriyle hasımları ve bazı müşavirleri arasında da kararlaştırılan anlaşma esasları içinde ekalliyetlerin hukuku, civarda bulunan memleketlerdeki müslüman ahalinin de aynı hukuktan istifadeleri emniyetiyle tarafımızdan teyid ve temin edilecektir.

Madde 6: Millî ve iktisadî inkişafımız imkân dahiline girmek ve daha asrî, muntazam bir idare şeklinde işlerin yürütülmesine muvaffak olabilmek için, her devlet gibi bizim de inkişafımızın temininden istiklâl ve tam serbestliğe sahip olmamız, hayat bekamızın temel esasıdır. bu sebeble siyasî, adlî, mâlî inkişafımızı önleyen kayıtlara muhalifiz. gerçekleşecek borçlarımızın ödeme şartları da bu esaslara aykırı olmayacaktır.

Dünyanın Ucundaki Fener – Jules Verne

22 Eyl 2008 · Kategoriler: Kitap Özetleri · 1 Yorum 

Kısa Kitap Özeti
Dünya’nın güney ucunda ıssız bir adadaki bir fenerin çevresinde gelişen olaylar anlatır. Azgın dalgalar ve korkunç kayalıkların yol açtığı gemi kazalarını önlemek için inşa edilen fenere üç bekçi bırakılır. Bu üç bekçinin adı Vasquez, Felipe ve Moriz’ dir. Ayrıca Devlet Adasında bu üç bekçiden başka kişilerde bulunur. Bunlar Kongre Çetesi’ dir. Bu çetenin başkanının adı Kongre, başkan yardımcısının adı ise Carcante’ dir. Bu çetede Kongre ve Carcante’ den başka bir düzine kişi daha vardır. Bu çete Devletler Adasında bir mağarada kalırlar.

Ülkelerine dönmeyi çok isterler ama bu bir müddet gerçekleşemez. Çünkü bu çetenin ne teknesi ne sandalı ne de yelkenlisi var. Bu yüzden adada mahküm kalırlar. Bir gün bir yelkenli bu çetenin bulunduğu kıyıya gelir. Yelkenli kuma yapışır kalır. Çetenin bu yelkenliyi kumdan kurtarması çetenin bir kaç gününü alır. Daha sonra çete yelkenlinin bir Şili yelkeni olduğunu ve adının ise Masue olduğunu tesbit ederler. Yelkenliyi kumdan kurtardıktan sonra yola çıkarlar. Sonra karşılarına Vasquez, Felipe ve Moriz’ in bulunduğu fener çıkar. Felipe ve Moriz aşağıda dururlar. O sırada haydutlar gelip Moriz’ in başını bir balta ile parçaladıktan sonra Felipe’ yi kurşuna dizerler. Bu olayları gören Vasquez tabancasını ve erzağını alıp olay yerinden kaçar. Sonra haydutlar gelmekte olan bir gemiyi batırırlar ve başka yöne giderler. Bu gemiden John Davis adlı kaptan kurtulur ve Vasquez’i bulur. Bu sırada Vasquez çok bitkindir. “ Su su ” diye bitkin bir şekilde bağırıyordu. Daha sonra Vasquez ve John Davis Santa – fe adlı gemimin onları almaya geldiğini anlayarak telaşlanırlar. Hızlıca fenere koşarlar, kapıyı kapatırlar ve feneri yakarlar. Bütün çabalarına rağmen haydutlar Vasquez ve John Davis’ i önleyemezler. Gemi yaklaşınca Vasquez ve John Davis Santa – fe’ ye binip giderler. Ama yanlarında Felipe ve Moriz olamaz.

The Lottery Ticket by ANTON CHEKHOV

20 Eyl 2008 · Kategoriler: İngilizce Özetler · Yorum 

IVAN DMITRITCH, a middle-class man who lived with his family on an income of twelve hundred a year and was very well satisfied with his lot, sat down on the sofa after supper and began reading the newspaper.

“I forgot to look at the newspaper today,” his wife said to him as she cleared the table. “Look and see whether the list of drawings is there.”

“Yes, it is,” said Ivan Dmitritch; “but hasn’t your ticket lapsed?”

“No; I took the interest on Tuesday.”

“What is the number?”

“Series 9,499, number 26.”

“All right . . . we will look . . . 9,499 and 26.”

Ivan Dmitritch had no faith in lottery luck, and would not, as a rule, have consented to look at the lists of winning numbers, but now, as he had nothing else to do and as the newspaper was before his eyes, he passed his finger downwards along the column of numbers. And immediately, as though in mockery of his scepticism, no further than the second line from the top, his eye was caught by the figure 9,499! Unable to believe his eyes, he hurriedly dropped the paper on his knees without looking to see the number of the ticket, and, just as though some one had given him a douche of cold water, he felt an agreeable chill in the pit of the stomach; tingling and terrible and sweet!
Devamını oku

Orman Haftası hakkında genel bilgi

15 Eyl 2008 · Kategoriler: Ders Notları · Yorum 

Orman; hayvanların barındı­ğı, çeşitli bitkilerin bulunduğu sık ağaç topluluklarıdır. Ormanda büyük ağaçlar, ağaççıklar, mantar­lar, otlar, yüzlerce, binlerce bitki bir arada bulunur. Çam, sedir, köknar, ladin, ardıç, meşe, dişbudak, kayın, gürgen belli başlı orman ağaçlarıdır. Ağaçlar ya kendiliğinden yetişir, ya da insanların ormana diktiği fidan­lardan oluşur. Ormanın küçüğüne, ağaçların seyrek olduğu yerlere koru denir.
Eskiden yeryüzünün büyük bir bölümü ormanlarla kaplıydı. insanların bilgisizlikleri nedeniyle yok edilen ormanların yerini bozkır­lar, çoraklaşan topraklar, çöller aldı.
İnsanlar her zaman ağaca ve ağaçtan yapılan çeşitli araç ve gereçlere gereksinme duymuşlardır. Ormanlar, ağaçlar, toprağın nemli kalmasını sağlar. Toprak kaymasını (erozyonu) önler, selleri durdurur. Ormanlar yöre­nin iklimini etkiler, yağmur yağmasını sağlar. Çok sıcakları, şiddetli soğuk­ları önler. Ormanlar aynı zamanda av hayvanlarının barınağıdır.

Ormanlar bir ülkenin doğal güzellik ve zenginlik kaynağıdır. Öte yandan kullandığımız araç ve gereçlerin çoğu ağaçlardan yapılır. Evimiz, önümüzdeki masa, oturduğumuz sandalye, elimizdeki kalem, defterimiz, yaktığımız odun hep ağaç ürünleridir. Ayrıca ağaçlar endüstrinin birçok kollarında, boya sanayiinde, ilaç yapımında kullanılır.
Devamını oku

Sefiller – Victor HUGO

14 Eyl 2008 · Kategoriler: 100 Temel Eser (Ortaöğretim) · Yorum 

Konusu :Bir kürek mahkumunun on dokuz yılını harcadığı eski günlerine geri dönmemek için sürekli kaçışını ve kaçarken de çektiği sefalet, yaşadığı acılar ile 1800’lü yıllarda Fransız halkının içinde bulunduğu yoksulluk ve yaşadığı ızdıraplar.

Özeti :19 sene süren kürek mahkumiyetinden sonra şartlı olarak tahliye edilen Jean Valjean, toplumdan dışlandığını görür. Sadece Digne piskoposu kendisine iyi davranır; buna karşın zorlu acı yıllar geçiren Valjean piskoposun gümüş yemek takımlarını çalarak ona ihanet eder. Valjean polis tarafından yakalanır ve geri getirilir. Piskoposun kendisini kurtarmak için yalan söylemesi ve buna ek olarak değerli iki gümüş şamdanı da ona Devamını oku

Yaprak Dökümü – Reşat Nuri Güntekin

05 Eyl 2008 · Kategoriler: Kitap Özetleri · 2 Yorum 

KİTABIN KONUSU
Gelenek göreneklerine bağlı, özellikle ahlaki konularda çok titiz olan Ali Rıza Bey ile batılılaşma hareketine karışarak daha zengin bir hayat yaşamak isteyen çocukları arasındaki çatışma işlenmiştir.

KİTABIN ÖZETİ
Ali Rıza Bey, hayatını memuriyetle devam ettiren, namusuna ve ahlaka son derece düşkün beş çocuklu bir ailenin babasıdır. Trabzon’da çalıştığı bir iş yerinden ayrıldıktan sonra İstanbul’a gelip Bağlarbaşı’ndaki babadan kalma eve yerleştiler. Bir süre işsiz gezdikten Devamını oku

Gülten Dayıoğlu

04 Eyl 2008 · Kategoriler: Biyografi · Yorum 

Gülten Dayıoğlu, (d. 1935, Emet-Kütahya). Türk roman ve öykü yazarı. Daha çok yazdığı çocuk kitaplarıyla tanınır.

İstanbul’da eski adıyla Atatürk KAĞAN Lisesi olan Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi’ni bitirdi. Bir süre İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğrenim gördü. Daha sonra okulu bıraktı. Dışarıdan sınavlara girerek ilkokul öğretmeni oldu. On beş yıllık hizmetten sonra 1976′da istifa etti.
Devamını oku